Sebe ahalisi büyük bir nimete ermiş bolluk ve bereket içerisinde yaşıyorlardı. Şehirleri mamur, köyleri birbirine yakın, ekinleri meyve sebzeleri oldukça boldu.
Bu bolluk bir müddet sonra onların azmasına sebep oldu :
- "Köylerimiz şehirlerimiz birbirine çok yakın, biz bunların birbirine uzak olmasını istiyoruz.
Biz bu köşkleri, bağ ve bahçeleri, bu güzel kadınları istemiyoruz.
İçinde canavarlar dolaşan çöller bizim için daha iyidir. " demeye başladılar.
Yaz olunca yazı, kış olunca kışı beğenmiyorlardı.
Hatta bazıları :
- "Bizim için veba hastalığı, bu esen seher yelinden daha iyidir." diyorlardı.
Sebelilerin iyiliğini isteyenler onlara nasihatler etti :
- "Yapmayın etmeyin, sizin bu yaptığınız küfran-ı nimettir. Allah'a (c.c) şükredin yoksa helak olursunuz." dediler.
Sebeliler o nasihatçıları dinlemedikleri gibi onları öldürmeye kalktılar.
Bunun üzerine Allah'ın azabı geldi. Şehirlerin de bulunan su barajı yakıldı. Birçok insan boğuldu, şehir yıkıldı. Kalan Sebeliler dağılıp perişan oldular..
Sizi, yakinda gelecek azab konusunda uyardik. O gün, kisi elleriyle meydana getirdiklerine bakar; gerçegi örtenler de, keske toprak olsaydim; der.
Nebe Suresi 40.Ayet
BİR
HADİS
Peygamber Efendimiz (S.A.V) in varisleri, Hak üzere Ümmet-i Muhammed'i kıyamete kadar irşad edeceklerdir. O varisler ki hakiki mürşid-i kâmillerdir. Çünkü onlar hem zâhirî, hem de manevi irşad yapabilenlerdir.