Bugün gam kervanını yükledi sırtımıza | İsmail’im Halil’ine can vermek kolay değil | Mpl Tv "Halil İbrahim Sofrası" arşiv yayını | Kurban Bayramınız Mübarek Olsun | Önemli Duyuru : Tv Canlı Yayını | Bahçıvan bağında bağbanın durur | Aşıkların gönülleri | Artık çağır yeter şahım Muhammed | Arifibillah bağlıdır dalına Muhammedin | Anladım sevdiğim eşin bulunmaz |

KUR'AN KURSUMUZ

SEYYİD LOKMAN (k.s)

BEYİTLER

HZ. MUHAMMED (S.a.v)

PEYGAMBERLERİMİZ

SAHABELER

ZİKRULLAH

TASAVVUF

NAMAZ

KIYAMET

İSLAMDA KADIN

ÇOCUKLAR İÇİN

DUA PINARI

ÖLÜM & KABİR HAYATI

MÜBAREK AY - GECELER

KANDİL MESAJLARI

KISSADAN HİSSE

DUYURULAR

Ümmetin öncelikli sorunu nedir ?

Seçenekler
Emri bil marufu terketmek
Dünyevileşme
Cemaatlerde ki ayrılık
Kurandan uzaklaşma
Sevgisizlik
Bencillik
Ahlaksızlığın artması

Sonuçları Göster

 
Duaya Başlamadan Önce Dikkat Edilecek Konular
Paylaş | 15/06/2008

Dua, insanın maddi-manevi bütün ihtiyaçlarım, Al­lah'a olan teslimiyetini itaat ve bağlılığını yine Allah'a arz etmesi, O'ndan yardım istemesidir.
İnsan aciz ve zayıf yaratıldığı için her an sağlam bir yere dayanmak ve her müşkülünü giderebilecek bir merciye güvenmek ihtiyacmdadır. Hayatın binbir çeşit maddi manevi güçlükleri karşısında Allah'a sığınmak, dua ve niyazda bulunmak insan ruhunun en büyük ihtiyacıdır.


Peygamberimiz (s.a.v.) daima dua etmeyi tavsiye buyururdu:
"Dua, inen ve inmeyen belaya fayda verir.

Ey kullar!
Duaya devam ediniz."

"Kaderi duadan başkası çeviremez. Ömür ancak iyilikle artar. Gerçekten kul, günahı sebebiy­le rızıktan mahrum olur."

(Tac: 5/111)

Dua, bir ihtiyaçtır. Aynı zamanda da bir ibadettir.
Otururken, yatarken, gezinirken, dururken her zaman her yerde dua etmek suretiyle insan ibadet sevabına nail olur.

Dua, sadece sıkıntılı anlarda değil, her zaman yapılmalıdır.
Sıkıntılı anlarda insan Allah'a daha yakın olur. Bunun için de içten ve samimiyetle dua eder. Bu yüzdendir ki hastaların ve yaşlıların duaları kabul görür. Sıkıntı anındaki duayı da Allah kabul eder.
Duayı ihtiyaç bilmek, dua etmenin zevkine varmak ilahi bir lütuftur.


Beni İsrail'den biri demiş ki:
Ben Allah'a ne kadar isyanlar ettim de hiç bir ceza
vermedi.


Allah onun peygamberine vahyetti. Buyurdu ki:
Git ona de ki ben ona ne cezalar verdim de o anla­
madı. Her şeyden evvel dua ve yalvarmanın zevkini on­
dan gidermedim mi?



Mazlumun duası ile Allah arasında hiç bir perde bulunmaz.

Peygamberimiz buna işaret ederek buyurur ki:
"Mazlumun duası makbuldür, isterse kötü olsun. Onun kötülüğü kendisinedir."
(Muhtar-ül Ehadis: 76)

Dua okları her şeyden daha tesirlidir...
Selçuklu Sultanı Alaeddin, şehrin kalesini tamam­ladığında, Mevlana'nın babası Bahaüddin Veled'den, bitirilen kaleyi görmesini ve bir de değerlendirme yapmasını rica eder.

Bahaüddin Veled gidip yapılanları görür ve fikrini şöyle ifade eder:

Sel felaketlerini, düşman akınlarını Önlemek için
fevkalade güzel ve kuvvetli. Fakat senin yönetimindeki
mazlumların, ezilen insanların dua oklarına karşı ne tedbir aldın?


Çünkü onlann dua okları, değil yalnız senin kaleni, yüzbinlerce kale burcunu deler geçer ve dünyayı harabeye çevirir. En iyisi sen, adalet ve iyilikten kale burçları yap ve hayırlı dualardan askerler toplamaya gayret et. Böylesi senin için surlardan daha emindir. Zira halkın ve dünyanın güven ve huzuru o askerlerle sağlanır.

 

İmam-ı Gazali diyor ki:
  Kul dua etmelidir. Kabul olmayan dua yoktur.
İstenilen dünyada olur ise bir nimettir. Ahirete kalır ise de amel defterine sevap yazılmıştır."



Sevgili Peygamberimiz duaların kabul edildiğini bir­çok hadis-i şeriflerinde beyan buyurmuştur:
"Kul, Rabbim, Rabbim! dediği zaman
Allah:
Lebbeyk kulum. İste. Sana ihsan olacak, buyurur."
Muhtar-ül Ehadis: 15


Rasulullah (s.a.v.) buyurdu:
Allah'a, kendisiyle isyan etmediğiniz dillerle dua edin.

Sahabe-i kiram dedi ki:
-Ya Rasulallah, hangimizin öyle dili vardır?

Allah Rasulü cevap buyurdu:
Birbirinize dua edersiniz. Çünkü sen onun lisanı ile Allah'a isyan etmemişsindir. O da senin li­
sanınla Allah'a isyan etmemiştir.

(Tefsir-i Kebir: 1/357)

Müşterek duadan çok şeyler kazanılır...

Peygamberimiz, mü'minlerin gıyabında yaptıkları duaların insana faydasına işaret ederek şöyle buyurur:
"Müslüman din kardeşine gıyabında yaptığı dua kabul edilir.
Dua edenin başında beklemekle görevli bir melek vardır.

İnsan ne zaman din kardeşinin yokluğunda hayır duada bulunsa melek:
Amin! İstediğinin bir misli de sana olsun! der."
(Muhtar-ül Ehadis: 76)

 

Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu:
"Nasara size, amin demenizde haset ettiği gibi hiç bir şeyde haset etmemiştir."

Kabül Ahbar diyor ki:
Amin, Rabbül aleminin mührüdür, Onunla
mü'min kulunun duasını mühürler.

(Şerh-ı Şiratül îslam: 169)

"Allah'a dua ediniz. Fakat kabul olacağına inanarak dua ediniz. Bilin ki Allah, gafletle yapılan duayı ve faydasız şeyle oyalananların isteklerini kabul buyurmaz."
(Muhtar-ül Ehadis: 8)

Büyük müfessir Alusi, duanın birçok edeplerinin var olduğunu anlatarak şu şekilde saymıştır:
1.
Temiz, abdestli olmak.
2. Kıbleye dönmek.
3. Kalbi meşgul edici şeylerden temizlemek.
4. Duanın başında ve sonunda Peygamberimizesalat-ü selam getirmek.
5. Elleri yukarı kaldırmak.
6. Bütün mü'minler için dua etmek.
7. Gecenin son üçte birini kollamak. Oruçlu ise iftar zamanında yapmak. Cuma gününü ve diğer mübarek zamanlan gözetmek..."
(Ruh-ul Meani: 8/139)

Dinin inceliklerini, duanın kabulüne ait adabı en iyi bilen alimlerimizdir. İlim ve irfan sahipleri, istemenin yolunu da göstermişlerdir.

İbn-i Cezevi hazretleri der ki:
"Duanın kabul olmasının; i'tikadı doğru olmak, haramlardan sakınmak, ihlas sahibi olmak... gibi şartlarından sonra, şu edepleri ve müstehapları da vardır:

1. Duadan önce salih amel yapmak.
2. Temiz olmak.
3. Abdestli olmak.
4. Kıbleye yönelip oturmak.
5. Başlarken Allahü Teala'ya hamd edip Rasulullah'a salavat okumak.
6. Duanın kıblesi sema olduğu için, avuçlan semaya karşı açık, iki el aralık ve göğüs hizasında olmalıdır.
7. Gözleri semaya kaldırmamak.
8. Organlar hareketsiz, sükûnlu, kalbi; korku halinde, boynu bükük olmak.
9. Sesli veya sessiz olarak dua etmek.
10. Rasulullah'tan bildirilen duaları okumak.
11. Rasulullah'ı ve salih kimseleri vesile ederek dua etmek.
12. Duada edebî söz söylemeye, kafiyeli, nağmeli söylemeye zorlanmamak.
13. Kalbi başka düşüncelerden temizleyip, istekle, bütün kalbiyle dua etmek.
14. Önce kendisine, sonra anne ve babasına, hocasina ve daha sonra da bütün mü'minlere dua etmek.
15. Allahü Teala'mn duasını kabul edeceğinden ümitli olmak.
16. Duayı en az 3 defa tekrar etmek.
17. Uygun olmayan dua etmemek.
18. Dua sonunda salavat okuyup ellerini yüzüne sürmek."


Allah Rasulü (s.a.v.) buyurdu:
"Kime dua kapısı açılırsa, ona rahmet kapıları açılır. Allah'ın en çok sevdiği şey, kendisinden afiyet istenilmesidir.
Dua, başa gelen için de, gelmeyen için de faydalı olur. Kazayı ancak dua önler. Onun için duaya sarılmalısınız."

(Tac: 5/111)


Eğer desen:
"Birçok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki ayet umumidir, her duaya cevap var ifade ediyor."

Elcevap:
Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevap vermek var; fakat kabul etmek, hem aynı matlubu vermek Cenab-ı Hakk'ın hikmetine tabidir.

Mesela: Hasta bir çocuk çağırır:
"Ya Hekim! Bana bak."

Hekim:
"Lebbeyk" der.. "Ne istersin?" cevap verir.

Çocuk:
"Şu ilacı ver bana" der.

Hekim ise;
ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez.

İşte Cenab-ı Hak, Hakîm-i Mutlak hazır, nazır olduğu için, abdin duasına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevaperestane ve heveskarane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu veya daha evlasını verir veya hiç vermez.

 

Bilhassa ruh hastalıklarında, manevi dertlerde duanın çok önemli bir tesiri bulunmaktadır.

Büyük ruh tedavi uzmanlarından doktor Mazhar Osman devrin başkanına Bakırköy Ruh ve Sinir Hasta­nesinin çok dolu olmasından dert yanarak şöyle demiş:
"Bizim hastanelerde yer kalmadı. Çok hasta var.
Aslında bunların çoğu bizim hastamız da değiller. Eski­
den tekkeler vardı. Şeyhler vardı. Onlar bu hastalara
nefes eder, iyileşirlerdi. Siz tekkeleri kapattınız, hastaları çoğalttınız. Bu hastalar bizlik hastalar değil. Şimdi
mademki tekkeleri kapattınız, şunu yapın hiç olmazsa;
Dergahları kapatılan bu şeyh efendileri imtihan ederek, onlardan birer ikişer-üçer kişi veriniz hastanelerimize. Hastanede yatan hastaların dörtte üçü iyileşir çıkar o zaman."

Dr. Alexis Carrel diyor ki:
Dua, dünyanın çekim kuvveti gibi gerçek bir kudrettir. Hiç bir tedavinin fayda etmediği vak'alarda in­
sanların sadece dua gücü ile hastalıklarından ve
melankoliden kurtulduklarını gördüm.
Her gün içten gelen bir aşkla dua ederseniz, yaşayişınızın bütün bütün değiştiğini sezersiniz.
Dua, bütün davranışlarınızda silinmez izler bırakır. Devamlı bir huzur ve iç ferahlığı vardır.

 

F. Dostoyevski de şöyle söyler:
Duadan geri kalma. Eğer samimiysen, her defasında duan da yeni bir mana olacaktır. Bu da seni iyiliğe
yöneltir.


ABD eski bakanlarından Edward R. Stettinius, dua adetini şöyle anlatır:
Zihin açıklığı vermesi ve yol göstermesi için her sabah ve akşam Allah'a dua ediyorum.
Manevi dertlere derman yine manevi yollarla olur.
Her ümidin tükenme noktasında bile duanın tesirini görmekteyiz.


İmam-ı Ahmed diyor ki:
Bir adam denizde bir tahta üzerinde dua ediyor.
"Ya Rabbi! Ya Rabbi!" diyordu. Umut edilir ki Yüce Al­
lah onu kurtarır.


A de Musset'in dediği gibi:
Duaya inanınız. Dua bir ümit kapısıdır.
Verecek olan Allah'tır...


Ruşeni ne güzel söylemiş:
"Kimsesiz hiç kimse yok
Her kimsenin var kimsesi.
Yalnız kaldım yetiş
Ey kimsesizler kimsesi!"


Gandhi daima dua eder ve şöyle söylerdi:
Dua ve ibadet olmasaydı çoktan çıldıracaktım!
Allah her dertlerimize deva verir.


Ne güzel söylemişler:
"Eğer vermek istemeseydi istemeyi vermezdi." Dua etmek, istemek ihtiyacını gönlümüze doğuran, bu arzuyu veren Allah, şüphesiz ki istenileni de verir.
İsteme ihtiyacını veren kim?
-Allah...

Vermeyecek olsaydı, istediğimizi vermek istemeseydi, istemek arzusunu vermezdi. O yakarış, o istek de Allah'tan...

Mevlana diyor ki:
"Dadı ve ana,
Çocuk ne zaman ağlayacak ki süt verelim diye bahane ararlar."



Ayet-i celilede buyuruldu:
"De ki:
Yalvarmanız olmasa Rabbim size ne diye de­ğer versin?"
(Furkan suresi: 77)

"Kullarım sana benden sorarlarsa muhakkak ki ben onlara çok yakınımdır. Bana duada bulu­nanların duasını kabul ederim."
(Bakara suresi: 186)

"Bana dua ediniz ki kabul edeyim."
(Mü'min suresi,: 60)

Dua etmeyi, istemeyi Allah emir buyurmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz de buyurur:
"Muhakkak ki Rabbimiz haya sahibidir. Kulla­rı ellerini kaldırıp kendisinden bir şey istedikleri vakit onları boş çevirmekten haya eder."
(İhya-yı Ulumiddin: 1/270)

"Allah sevdiğine bela verir ki onun yalvarışını işitmek hoşuna gider."
(Muhtar-ül Ehadis: 8)


Büyük alimler, faziletli zatların dualarını alarak feyizlenmişlerdir.
İsmail Hakkı Bursevî hazretleri bu gerçeği kendi hayatından Örnek veriyor. Diyor ki:
- "Hocam beni Bursa'ya halife olarak tayin ettiği za­man, Mutavvel okuyordum. Hocamın Fatiha-i şerifeyi okuyup üzerime üflemesinden sonra bende başka bir hal zuhur etti. Hocamın bu duasından sonra İlahî feyiz ve marifetlere kavuştum."

 

ALLAHTAN İSTE

 

"Allahım, dilimi, her türlü yanılmadan sakla. Dü­şüncemi de yalan dolan ve ikiyüzlülükten koru. Rüba'î vadisi yoluna ayak bastım; iki ayaklı cahil eşeklerin yermelerinden beni muhafaza et.

Ey Tanrım, kerem et, kuluna ihsanda bulun. Güç olan durumumu kolaylaştır. Gönlümde, dünya hevesinden bir iz bırakma; eğer cenneti bile istersem, orasını bana zindan eyle."

Allah'tan istiyor.
Dermanın merkezi O...
"Gönüller derdine lokman ara bul, tez deva iste
Ne istimdad olur kuldan, ne dünyadan vefa iste."
diyen Merdanîde hep Allah'tan istemeyi öğütlemiş...
Sadece Allah'tan istenir.
Her gün beş vakitte kıldığımız namazlarda okuduğumuz Fatiha'da her rekatta bunu söylemiyor muyuz?


'Yalnız sana ibadet eder yalnız senden isteriz."
(Fatiha suresi: 5)

Kimin vermeye gücü var ki? Güç O'nun, varlık O'nun...
O'nun verdiğini kimse geri çeviremediği gibi vermediğimi de kimse veremez.

Rabbimiz (c.c.) buyurdu:
"Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur.
Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek hiç bir güç yoktur.
O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir.
Çünkü O, çok bağışlayan, pek esirgeyendir."

(Yunus suresi: 107)

Nef i ne güzel söylemiş:
"Ne dünyadan safa bulduk, ne ehlinden recamız var
Ne dergah-ı Huda'dan maada bir ilticamız var."


Azmi de aynı şeyi söyler:
"Ne dervişü ne zahidden ne mir-ü şahdan iste
Yürü, yoktan seni var eyleyen Allah'tan iste.''


Yüce Mevla, isteyenleri kapısından geri çevirmez. Çünkü O, istenilmesini sever.

Peygamberimiz (s.a.v.) Yüce Mevla'nın duaları ka­bulüne işaret ederek buyurdu:
"Gerçek Rabbimiz haya sahibidir; kerem sahibidir.
Kulları ellerini kaldırıp kendisinden bir şey istedikleri vakit onları boş çevirmekten haya eder."

(İhya-yı Ulumiddin: 1/270)

 

3809 kere okunmuştur.

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

15/06/2008 - 12:33 Duaya Başlamadan Önce Dikkat Edilecek Konular

n

15/06/2008 - 12:33 Seyyidül İstiğfar

n

15/06/2008 - 12:31 Salavatlar

n

15/06/2008 - 12:30 Peygamber Efendimizin Öğrettiği Tesbihler

n

15/06/2008 - 12:28 Peygamberlerin Duası

n

15/06/2008 - 12:23 İmamı Azam Hazretlerinin Tesbih Duası

n

15/06/2008 - 12:21 İmtihana Girerken Okunacak Dua

n

15/06/2008 - 12:19 İnanan Akıl Sahiplerinin Duası

n

15/06/2008 - 12:19 İslam Düşmanlarından Biri Ölünce Okunacak Dua

n

15/06/2008 - 12:18 Müminlerin Duası

n

15/06/2008 - 12:16 Musibete Uğrayan Kimsenin Okuyacağı Dua

n

15/06/2008 - 12:15 Resulallahın Duası

n

15/06/2008 - 12:13 Sabah Namazından Sonra Yapılacak Zikirler

n

15/06/2008 - 12:11 Duaların Tamamını Kapsayan Dua
 

RADYO HABİBULLAH

MEDYA KATEGORİLERİ

BİR AYET

Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. Ki onlardan her bir grup kendi katındaki dinî anlayış ile sevinip böbürlenmektedir.

Rum. 31/32

BİR HADİS

Peygamber Efendimiz (S.A.V) in varisleri, Hak üzere Ümmet-i Muhammed'i kıyamete kadar irşad edeceklerdir. O varisler ki hakiki mürşid-i kâmillerdir. Çünkü onlar hem zâhirî, hem de manevi irşad yapabilenlerdir.

Hadis-i Şerif

İSTATİSTİK

Sayac
Tekil (Bugün) 161
Toplam 949169
En Fazla 6010
Ortalama 625

2008 - 2010  © www.habibullah.org.tr   Kuran Kursu   Kuran-ı Kerim Meali
Yazılım : Networkbil.Net       Tasarım : Abdullah SAĞLAM       islami Radyo